15 Mayıs 2012 Salı

Misler gibi bir günün ilk durağı: The Avengers

photo credit: https://twitter.com/#!/2PMagreement211

Dün kardeşimle birlikte başımızı kültür&sanat aktivitelerine gömmek niyetiyle yola çıktık. İlk durağımız the Avengers filmini seyredebileceğimiz genişçe bir sinema salonu oldu. Yazmadan geçemeyeceğim: Günün ilk ve tek hayal kırıklığını bilet alırken yaşadım. Benim sinema izlediğim mekan bellidir, hatta koltuk sıra ve numarası da bellidir. Uzun tecrübeler sonunda kendime bir yer belirlemişim, kimse kapmasın diyerek o günün en erken seansına bilet almaya gitmişim; gelin görün ki benden önce kapılmış! Bunu öğrenince yüzüm bi süzüldü, sesim bi ağlamaklı moda geçti, salona girince gözlerim suçlunun üzerinde şöyle bi gezindi diyeceğim de o kadar da değil artık. 

The Avengers sayesinde Iron Man haricinde uzaktan yakından alakamın olmadığı karakterlerle tanıştım. Arkamda oturan ve sinema aşkı ( dikkat: ironi var ) yüzünden eli ayağı titreyen gencin koltuğuma geçirdiği darbeler yüzünden " Ya sabır! " çektiğim anları saymazsak keyifli ve bol kahkahalı bir zaman dilimi geçirdim. Genç demişken, kendisini kötü karakter rolüne yerleştirdiğim bir hayal kurup az biraz rahatlamadım desem yalan olur. Misal, şimdi ben gözlerinden her türlü özel ışını saçabilen - başka özellikler de yükleyebilirdim ama kısıtlı zamanda ancak bu kadar çıktı - bir süper kahramanmışım. Heyecandan (!) koltuğumu tekmeleyen gence üç hak vermişim. Dördüncüde çevik bir hareketle geriye dönüp karizmatik bir şekilde 3D gözlüklerimi çıkarıp sert bakışlar ve türlü mimikler eşliğinde rahatsızlığımı sözsüz dile getirmişim. Anlamıyormuş gibi tavır alınca basmışım ışını. Ortadan ikiye ayırıvermişim kendisini. Sonra da bacaklarımı yandaki boş koltuğa uzatıp keyifle filmi izlemeye devam etmişim. 

The Avengers dünyanın hakimi olmaya çalışan Loki ve ona destek olan uzaylı Chitaru topluluğuna karşı zafer kazanmak için sıradan insan gücünün yetmeyeceğinin farkına varılmasıyla ortaya çıkarılan süper yeteneklerden oluşan bir ekibin kapışmasını anlatıyor. Bize de koltuklara yayılıp izlemek kalıyor. Eğer Marvel ürünü süper kahramanlardan bihaber iseniz the Avengers filminin sunduğu fırsatı değerlendirin bence. Ben bile şu halde ikinci defa seyretmeyi düşünüyorum. Bir yandan da bu aralar başka filmlerde de gözüm olduğundan kendimi frenlemeye çalışıyorum. İki arada kalmış olsam da hoşluktayım düşlerimle* diyesim geldi bak şimdi. 

Iron Man ne zaman ağzını açsa güldüm desem abartmış herhalde. Yalnız şu da var ki enlerin eni olan sahne Hulk'un Loki'yi sadece çizgi filmlerde görebileceğimiz bir şekilde döşemenin sağına soluna şimşek hızıyla savurmasıydı. Hemen ardından Loki'nin ağzından fırlayan inleme sesleri ise krema tadındaydı. Daha fazlası için bkz. the Avengers

Velhasılıkelam, karın yaylarımı bir gevşettim tam gevşettim bu film sayesinde. Uzun zamandır sinema salonunu kahkahalarla çınlatan bir film seyretmemiştim. İyi geldi. Hah, az kalsın unutuyordum. Yazı için kullandığım afiş de ayrı bir kahkaha sebebi. Görüldüğü üzre karakterlerin suratları 2PM üyeleri ve bağlı bulundukları şirketin başkanı Park Jin Young ile değiştirilmiş. Ben grubun maknaesi Chansung sayesinde keşfettim. Başkalarıyla da paylaşayım dedim. Nasıl? İyi etmiş miyim?

Arkası yarın, yarın olmazsa sonraki gün, o da olmazsa bir sonraki gün... diye uzar gider bu liste. Ana mesaj alınmıştır sanırım. Hadi ben kaçtım. 

* Yoksa siz hala Maskott grubunun en sevdiğim şarkısı olan Melekler Şehri'ni dinlemediniz mi? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder