Japan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Japan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2012 Pazar

Ben diyeyim 世界の中心で、愛をさけぶ siz deyin Crying Out Love in the Center of the World

photo credits: www.dramastyle.com

Geçenlerde aklıma düştü Crying Out Love in the Center of the World. Filme dair anımsadığım üç şey olduğunu farkettim: İsmi, seyrettiğim gerçeği ve bende olumlu bir etki bırakmış olduğu. Hal böyle olunca hafıza zayıflığı bahanesinin ardına saklanıp 2004 tarihli ve Japonya damgalı bu dramatik yapımı yeniden seyretmeye karar verdim. İki gün geçti geçmedi derken uygulamaya soktum. Velhasılıkelam, filme dair fırından yeni çıkmış cümlelerimle karşınızdayım.

COLITCOTW. Yok, olmadı. COLICOW. Bu da işin ciddiyetini bozuyor. Filmin adı çok uzun olduğu için kısaltma yoluna gideyim dedim. Dedim ama en iyisi olduğu gibi yazmak olacak. Kendimi ağırbaşlı olmaya davet ederekten giriyorum mevzuya. Crying Out Love in the Center of the World - iki dakika dinleneyim şuracıkta - evlilik arifesindeki Ritsuko'nun eşyalarını toplarken bulduğu bir kaseti dinlemesi ve ardından nişanlısı Saku'ya kısa bir süre için şehirden ayrıldığını yazan bir not bırakması ile mevzuya dalış yapıyor. Tesadüf bu ya Saku televizyonda Ritsuko'yu görüyor ve o esnada haber yapan kanalın verdiği bilgi sayesinde nereye gittiğini tahmin ediyor. Kendini dışarı atıyor. Koşmaya başlıyor ve film geri sarıyor. Böylelikle seyirci Saku'yu, Saku da kendisini yeniyetmelik çağında buluyor. Yetişkin Saku'nun ilk aşkıyla birlikte kaydettikleri kasetleri dinlemesi sayesinde  zayıflayan anılarının yavaş yavaş ortaya çıkması ile film anlam kazanıyor. 

photo credits: asianwiki.com

Crying Out Love in the Center of the World acıtasyon seven insanların ağzına layık bir yapım. İşin ucunda yitirilmiş bir ilk aşk var ne de olsa. Kimine göre kazanç sayılabilir gerçi. Seyredince siz karar verirsiniz artık. Ben arada kaldım. Oyunculardan Masami Nagasawa ( Aki Hirose rolünde ) ve Mirai Moriyama ( genç Sakutaro Matsumoto rolünde ) cast listesinde ilk iki sırada yer almalıydı. Çünkü filmi götüren onlar. Takao Osawa ( yetişkin Sakutaro Matsumoto rolünde ) ve Kou Shibasaki ( Ritsuko Fujimura rolünde ) yardımcı oyuncu gibiler. Adamın gençliğini başrole alıp yetişkin halini yardımcı role yerleştirdim ama kusura bakmasın artık. Senaryonun rehberliği yüzünden aldım bu kararı nihayetinde. 

Film iki saatten fazla sürüyor ve 5 km/sa hızında ilerleyen bir olay örgüsüne sahip. Demem o ki bu tür yapımlara alışık olmayanlar sıkılabilirler. İkaz lambasını yakayım da uyarmadığımı iddia edemesin kimse. Ben iflah olmaz bir çekikgöz sempatizanı olduğum için sonuna kadar gitmiş olabilirim. Sade ve sadece film sebebiyle son saniyesine kadar seyretmiş de olabilirim. Ayrım yapamıyorum şu an. En iyisi herkes Crying Out Love in the Center of the World'ü - yazarken tükendim - izlesin ve kararını kendisi versin. Benden bu kadar.

Sevgiler.

9 Haziran 2010 Çarşamba

Bir Japan*ın Anatomisi

Detaylarda gizli özelliklerin keşfi için yolculuğa çıkmadan önce üstünkörü bir bakış atınca uzun ince bir siluet görürsünüz karşınızda. Dünya üzerinde yaşayan milyonlarca insandan pek bir farkı yok diye düşünürsünüz en başta. Adımlarınızı sıklaştırıp kendisine yaklaştıkça anlarsınız ne denli yanıldığınızı.


İlk önce Uzakdoğu’nun esintilerini taşıyan bir çift çekikgöz çeker dikkatinizi. Gözbebeklerinin koyu karanlığı korkutsa da içinizi, derinliklerinde sakladıkları hazineleri keşfetmek için dayanılmaz bir arzuyla sarsılır ruhunuz. Bu güzelliği saydamlaştıran gözlük camlarını kırıp atmak için ani bir istek duyarsınız. Hemen ardından vazgeçersiniz bu düşüncenizden. Çünkü onlar karşınızdaki insanın zeki olduğunu dünyaya duyuran göstergelerdir aslında. Biraz daha dikkatli bakarsanız eğer; çocukluğun masumiyetini, gençliğin muzipliğini ve hassas bir ruhun varlığını görürsünüz gözbebeği denilen siyah noktalarda. Bakışlarınızı bu dipsiz kuyulardan yukarı çevirdiğinizde bir çift kaş karşılar sizi. Biraz inatçılık gizlidir belli belirsiz kıvrımlarında. Kıvrımları belirsizleştiren düz çizgiler, istikrarlı bir kişilikle karşı karşıya olduğunuzu anlatır size. Daha yukarılara diktikçe gözlerinizi, dar bir alın karşılar sizi. Henüz belirginleşmeye başlamamıştır üzerinde endişe çizgileri. Alnın bitiminde titizlikle şekillendirilmiş koyu renkli saçlar gösterir kendisini. Karşınızdaki kişinin de titiz biri olduğunu vurgulamak ister gibi özenle sıralanmıştır her bir saç teli. Yüzüne tam oturan ölçüde bir burun çeker dikkatinizi sonra. Ne eksiktir ne fazla, tam kararında. Mütevaziliğin, alçakgönüllülüğün simgesi adeta. Görenlerin içini ısıtan utangaç bir tebessümün izleri saklıdır ince dudaklarının kıvrımlarında. Kahkaha atmaktan hoşlananlara özgü çizgiler belirir gülerken yanaklarında. Bakışlarınızı aşağılara doğru kaydırdığınızda bir tutam sakal farkedersiniz, gizlenmiştir çenenin altında. Okuduğunuz yüzün sonuna geldiğinizi haber veren bir noktadır o aslında. 

Gövdeye geldiğinde sıra görme duyusundan farklı olarak başka duyular da girer araya. Önce boyun civarından yayılan hoş bir losyon kokusu çarpar suratınıza. Ciğerlerinize doğru yola çıkınca tatlı bir sarhoşluk, hafif bir baş dönmesi yaşatır size. Sert kemikli omuzlara takılır bakışlarınız sonra. Başınızı yaslamak için rahatsız bir mekan olarak düşünürsünüz orayı ilk başta. Tecrübe edince anlarsınız ki karşınızdaki omuzlar size güvenli bir sığınak sunan insanın en özel hediyelerinden biridir aslında. Düzenli nefes alışverişlerle inip kalkan göğüs kafesinin koruduğu bir varlığın atışlarını duyar gibi olursunuz bir an. “Kalbim ellerim kadar küçük değil” sözünde tanımlanan kalp bu kişiye ait olsa gerek diye düşünürsünüz ardından. Beden ve ruhun ortak paydada buluştuğu yer olan o yürekte, nokta boyutunda bir parçanın size ayrılmış olduğunu anımsayınca keder kaplar içinizi önce, biraz da kıskançlık. Zamanla alışırsınız bu duruma. Anlarsınız ki başka türlüsü mümkün değil. Zira yapısı gereği kendisine sevgiyle gelenleri eli boş göndermesi olanaksız bir yürek duruyordur karşınızda. Bir de içeri sızma girişiminde bulunmaya cesaret edemediğiniz, kapısı sıkı sıkı kapalı kocaman bir bölmenin olduğunu düşünecek olursanız... 

Mucizevi organdan ayırdığınızda düşüncelerinizi, kollarının uzunluğu çekecektir dikkatinizi. Yüreğine sokmak ister gibi içten sarıp sarmaladığında sizi, anlarsınız uzunluğun nedenini. Sıra kolların üzerindeki damarlara geldi. Ruhun kuytularındaki asabiyetin gizli varlığını deşifre etmek istercesine vurgularlar gerginliklerini, gösterirler kendilerini. Ellere odaklandığınızda küt tırnaklı parmaklar ilginizi çeker önce. Kendince kaygıları olan bir ruhun izlerini bulursunuz orantısız parmak uçlarında. İri parmakların tuttuğunu koparan bir bünyeyi ifade ettiğini anlarsınız hemen sonra. Uzun bacaklar ve onları tamamlayan ayaklar yer almakta en sonda. Karşınızdaki insanın başkalarının karşısında belini bükmek için değil, dik durmak için yaratılmış olduğuna kanaat getiresiniz diye anında. 

Şeker gibi bir insan duruyordur karşınızda bütünüyle, bir sevimlilik abidesi. Her insan bir kitaptır, okumasını bilmeli...