Park Ki Woong etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Park Ki Woong etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2013 Cuma

Bu dizi benim için Park Ki Woong'dur: Full House Take 2 ( 2012 )



Rain oynuyor dediler, geldik. Aa! Bir dakika! O başka bir diziydi değil mi? Efenim, girizgahtan anlayacağınız üzere bu diziye K-Drama tarihinin kült yapımlarından biri olan Full House'un devamı niteliğinde bakılıyordu. Yönetmen farklı, yapımcı farklı, senarist farklı, oyuncular farklı. Sözün özü, farklı üssü farklı. Amma ve lakin dizinin adı Full House Take 2 olduğundan seyircide bir soru işareti, bir beklenti, dizi yayınlanınca bir karşılaştırma derken önünü alamadık bu tarz şeylerin. Yapmayın dedim. Ortada sahte bir ilişki sözleşmesi var diye iki diziyi birbirine karıştırmayın dedim. Dinletemedim. Neyse. Biz asıl mevzuya dönelim.

Tatlılıkta Park Ki Woong ile yarışır.

Full House Take 2, Güney Kore'nin 2012 yılında servis ettiği romantik komedi tadında bir yapım. Öncekilerin aksine, yarımşar saatlik bölümlerden oluşuyor. Haftanın dört günü yayınlanıyordu bu sebepten ötürü. On altı bölümlük diyeceğim fakat bir bölüm iki parça halinde yayınlandığı için otuz iki de diyebiliriz. Niye bu kadar ayrıntıya girdiğimi biri bana açıklasın bu arada. Bendeniz diziyi seyretmeye vaktinden kısa bir süre sonra başlamış ve beşinci bölümde bırakmıştım. İki ay boyunca elimi sürmedim. Üzerine hangi yapımı kokladım acaba? Bilgisayarda ilgili klasörü her açışımda başka bir dizinin adına tıkladığım için vicdanım bik bik ötüyordu. Sonunda dayanamayıp kaldığım yerden seyretmeye devam ettim. İyi etmişim bence.

Dikkat! Komik sahne! 

İlk bölümler aklımda pek taze olmadığı için - sözüm sana zayıf hafıza - konuyu ne derece toparlayabileceğimi bilemedim şimdi ama denemekten zarar gelmez. Full House Take 2, Hapkido denilen dövüş sanatının öğreticiliğini yapan Jang Man Ok'un sade Güney Kore'nin değil Asya'nın da en büyük idol gruplarından TAKE ONE'ın stilistliğini yapmaya başlaması ile gövdeden ayrılıp grubun iki üyesine bir çizik atarak aşk üçgeni oluşturmasıyla dallanıp budaklanan bir yapım. Daha geniş bilgi için bkz. elden geldiğince yapılan karakter tanıtımları.

He canım, he! Sevimli olmuşsun. He!

Lee Tae Ik, babasının ailesiyle birlikte huzur ve mutluluk içinde yaşamak için almış olduğu, bünyesinde Full House denilen saray yavrusunu barındıran araziyi avuçları arasında tutan U Entertainment başkanı Lee Joon'un şirketinde köle, elim sürçtü, idol pozisyonundadır. Hakkı olanı geri almak uğruna TAKE ONE grubu adı altında birçok alana yayılan bir çalışma yürütmektedir. Araziye karşılık eşek gibi - Tae Ik duysa bu dediğimi var ya, of - çalışıyor sizin anlayacağınız. Katlanması zor bir kişiliği olduğu için grubun bütün stilistlerinin arkalarına bakmamacasına kaçmalarına neden oluyor. Ta ki Jang Man Ok ile karşılaşıncaya dek. Dişine göre birini buluyor nihayetinde.

Dizi boyunca böyle olsaydı saçları No Min Woo'nun gıkımı çıkarmazdım. Gelin görün ki... Ya da görmeyin. Yazının girişine eklediğim posterdeki saç tipi iyileştirilmiş hali diyeyim aslının. Gerisini hayalgücünüz halletsin. Bir yerden sonra düzelir elbet diye bekledim. Çok beklersin dediler. Neyse. No Min Woo canlandırıyor Lee Tae Ik karakterini. My Girlfriend is a Gumiho'dan tanıyor olsam da kendisini bu dizide daha başarılı bulduğumu itiraf etmeliyim. Karakterden ötürüdür muhtemelen. Daha çok ifade kullanabileceği, hal ve hareketlerinde serbestleşebileceği, aslen böyle oynuyorum diyebileceği bir yapım olmuş Full House Take 2 onun için. Bence.

Kediyi de araya sıkıştırdım ama neyse :P Bakmalara doyamamalar.

Jang Man Ok, küçük yaşta ailesini kaybettikten sonra dedesinin yanında yaşamaya başlamış. Buna bağlı olarak Hapkido öğreticisi olmuş. Mesleğini seviyormuş fakat içinde gizliden gizliye stilist olma hayali de yanıyormuş. Sönmeyen bu meşaleyi dedesinin yurtdışına çıktığı bir dönemde açığa çıkarıyor nitekim. O arada birşeyler oluyor ve U Entertainment'a borçlanıyor. Ödeme şekli taksitler halinde değil de TAKE ONE grubuna üç aylık stilistlik yapma şeklinde oluyor. İş Lee Tae Ik ile sahte nişan yapmaya kadar varıyor. Dokunduğu ruhu iyileştirme yeteneğine sahip kızımız Lee Tae Ik için neler yapabilecek acep? İzleyelim görelim. Ben gördüm gerçi. Siz seyredin öyleyse. 


Hwang Jung Eum ismini Can You Hear My Heart dizisinden ötürü bilirim. Aktrisin oyunculuğunu da aynı yapımdan ötürü severim. Full House Take 2'da da üzerine düşeni yaptı. Başka yapımlarda da yolumuz kesişirse fena olmaz hani. Merak ettiğim birşey var yalnız. Konuşması doğuştan gelen bir bebeksilikte mi yoksa bilerek mi yapıyor? Şimdi bile tuhaf kaçıyor ki bunun yaşlılığı var a dostlar. Altmışlık bedende beş yaşındaki çocuğun tonlamasını hayal edebiliyor musunuz?


Won Kang Hwi karakterine kaç satır kaldı derken bir de baktım ki gelivermişim. Yazının başından beri bekliyordum bu anları. Kendisi TAKE ONE grubunun diğer üyesi. Ana karakterlerde olduğu gibi Kang Hwi'de de çocukluk dönemine ait aileden kalma bir yara var türü farklı olsa da. Herkesin başına yetişkin olduklarında bir dert vermişler de bununki çok fazlaydı be ya! Ne gereği vardı diziyi ağlak Yeşilçam filmlerine benzetmenin? Bayılırım bu arada öyle filmlere ama çaktırmayın siz yine de. Öhöm!

Lafı dolandırmaya gerek yok: Yerim!

Won Kang Hwi, klişelerin insanı. Hani şu iki numaralı karakterin ilkinden daha sevilesi olduğu basmakalıp tiplerden. Sözüm size sevgili senaristler: Bıkmadınız mı yardımcı rolleri bu tiplere yerleştirmekten? Kime üzüleceğimize şaşırıyoruz sonra. Aa! Olmuyor ama böyle. Bendeki ikinci adamı tutma huyuna da selam çakıyorum yeri gelmişken.


Kim derdi ki Gaksital'in Shunji'si şirinlik abidesi olup çıkacak, insanlar sevimlinin sözlük tanımında onun adını görecek diye. Tamam, Shunji olduğu dönemde de vardı bi tatlılık Park Ki Woong'da da ama gerçeğin binde biriymiş meğer. Öğrenmiş olduk. Böyle yüz seksen derecelik karakter değişimilerini severim ben. Oyuncuların potansiyelini görmek açısından iyi oluyor. 


Fotoğraftaki var ya şu fotoğraftaki, rolünün adamıdır kendisi. En iyi şekilde canlandırır. Rol aldığı yapımlar arasından sade ikisini izleyen biri için bu kadar net konuşmak doğru değil belki ama beni yalanlamayacak gelecekte. O yüzden rahatım. Sizin gibi yetenekleri başrolde görmek isteriz sevimli/sevgili Park Ki Woong


Sıradaki parçamız Park Ki Woong'dan gelsin o halde: Baby Why. Velhasılıkelam, TAKE ONE grubunun dizi boyunca dinlemekten bıktığım şarkısı yerine OST albümünün başka bir parçasını ekledim buraya ki yaklaşık iki saattir dinliyorum. Aktörün ses rengini aşırı derecede beğenen biri olarak nimet niteliği taşıyor benim için Baby Why. Canlı söylerken de böyle midir bilemiyorum ama... Yakışır sözün özü. 

Dizide böyle bir sahne var mıydı? Sevgilisini çağırın bana Hwang Jung Eum'ın :P

Full House Take 2 adı altında Park Ki Woong döşedim her yana. Bu yapım da diğerleri gibi bireysel değil bütünsel başarının ürünüdür. Aktörlerin her biri elinden geleni yapmış. Nefret edilesi karakterlerden ölesiye nefret ettik, son anda iyiye dönen kötülere " Hadi be sen de! " tepkisini verdik, yavaş yavaş iyileşme gösterenleri takdir ettik, baştan beri iyi olanlara memnuniyetle karışık teşekkür ettik. Falan filan. Toparlamak gerekirse, dizi romantik komedi türünden beklenebilecek tüm klişeleri sergilemesine rağmen sevilesi birşey olmuş. İzleyelim, etrafımızdakilere izletelim. Ama ne zaman? Gaksital'i seyrettikten sonra. Henüz seyretmediyseniz tabii.

Sevgiler.

22 Kasım 2012 Perşembe

Seyrettiğim tüm K-Dramalar bir yana Bridal Mask bir yana diyerekten...

Haydi hep birlikte itiraf edelim. Bu yaz tüm K-Drama severler olarak " Gaksital! Gaksital! " diye dolaştık. Şahsi yazmak gerekirse durum şöyle: Onca dizi izledim Uzakdoğu diyarından fakat böylesine hiç denk gelmedim arkadaş! Seyretmeden evvel yan şekil a1 de görülen afişe vuruldum bir kere. Önizleme gibi değil mi sizce de? Bugüne kadar izlediğim yapımlardan farklı birşey vaadettiği belliydi. Ben de vaadine kapıldım. Bir ara sular duruldu - kuzen, düğün, koşuşturmaca üçlüsü sağolsun - fakat hayat normale döndü eninde sonunda. Hal böyle olunca bu sefer yirmi sekiz bölümlük heybemi sırtıma vurduğum gibi yola vurdum kendimi. Hiç durmamacasına ilerleyince göz açıp kapayıncaya kadar yolun sonu geldi. Tam o noktadan geriye dönüp bakınca " Vay be! " dedim. İşbu ünlem içinde çok fazla şey barındırıyor sevgili izleyici adayı. Öyle ki bir kısmını hemen şuracığa dökmezsem içimde patlayacak. Demem şu ki kemerlerinizi bağlayın. Uçuşa geçiyoruz.


Bridal Mask - isteyen Gaksital de diyebilir - başta yirmi dört bölüm olarak tasarlanmış fakat izleyicinin yoğun ilgisi üzerine dört bölüm daha eklenerek yirmi sekiz bölüme değin uzatılmış 2012 yapımı bir Güney Kore draması. Türü için tarihi de diyebiliriz aksiyon da; romantik de diyebiliriz dram da. En iyisi biz 1900lü yıllarda Japonya'nın Batı'ya karşı Asya ülkelerini koruma amaçlı onlara kol kanat germe(!) politikası uyguladığı dönemde geçen bir manhwa serisinin ekrana yansıtılmış hali diyelim Bridal Mask için. Konusu işe şöyle: Joseon - Kore'nin o dönemdeki adı - halkı Japon egemenliği altında türlü sıkıntılar çekmekte ve bu sıkıntılar bir kahraman ihtiyacı doğurmaktadır. Bu kahraman oyunlarda gelin rolündekilerin taktığı bir maskeyle - şimdiki zaman olsa Testere serisinden etkilendiğini iddia edeceğim tipte birşey - kimliğini gizli tutar ve halkın zulüm, haksızlık vs. gördüğü durumlarda ortaya çıkar. Velhasılıkelam, dizi Kore tarihinin en karanlık dönemlerinden birine Gaksital adı verilen bu karakterle ışık tutar. 


Lee Kang To, ülkesinin bulunduğu zor koşullarda kendisi ve ailesi için rahat bir yaşam sağlamak amacıyla Japon Polis Teşkilatı'nda çalışan bir polistir. Joseon halkının gözünde hainden öte birşey değildir. Haliyle pek sevilmez. Hatta hiç sevilmez. İlk bölümlerde sizlerin de lanet okuması muhtemeldir. Amma ve lakin dizinin afişi mevzuyu ortaya döktüğü için Lee Kang To karakterinin yüz seksen derecelik bir değişim geçireceğini anlamak pek de zor olmasa gerek. Bildiğin spoiler vermiş adamlar en başından. Neyse ki ne tür koşulların kendisini değişime zorladığını saklı tutmuşlar. Buna da şükür.

Hiçbiriniz de demiyor ki Güney Koreli aktörler arasında Joo Won diye biri var ki adeta bir cevher diye. Keşfedileli çok olmamış gerçi. Bridal Mask başrolünü üstlendiği ilk yapım desem? Onun haricinde iki dizi iki de film var rol aldığı. Kendisi aslen müzikal oyuncusu olduğu için ekranlara taşınması geç olmuş. Olsun varsın. Hiç yoktan iyidir. Bu diziyi izleyip Joo Won'un oyunculuk yeteneğine alkış tutmayan insan yokmuş diyorlar. Ben onların yalancısıyım. Aynı zamanda destekçisiyim. Zira gördüm ki Lee Kang To karakterinin altından kalkmak her babayiğidin harcı değilmiş. Gelgelelim Joo Won o harcı bir güzel yoğurmuş. Bize de ortaya çıkan eseri hayretle karışık takdir etmek düşmüş. Neden hayretle diyorum? Çünkü ilk bu yapımda izledim. Yoksa " Tam tahmin ettiğim gibi! Joo Won işte! Yardırıyor yine her zamanki gibi " derdim emniyetli bir pozisyonda otururken. 


Joo Won'un oyunculuğuna dair her şey iyi güzel de şuraya bir parantez açmadan duramayacağım. Bölümlerin birinde ağlama sahnesi vardı Lee Kang To karakterinin. Allahım! O nasıl ağlamak?! Ömrümde böyle şey görmedim. Hayır, dizinin yer yer parçalı bulutlu yer yer sağanak yağışlı olduğu başka sahneler de vardı ama Lee Kang To o zamanlar daha insancıl - tam olarak ifade edemiyorum ya idare ediverin siz - yaşıyordu duygularını. Yalnız bir sahne hepsini silip süpürdü arkadaş! Yönetmen böyle bir istekte bulunurken ve sergilenen oyunculuğu beğenirken kafası yerinde miydi diye düşünüyor insan. O derece. Zira gözyaşı bakımından kısıtlı depoya sahip olsam dahi en azından gözlerim dolmalıydı diyorum. He! Şimdi hatırladım. Gözlerim dolmuştu dolmasına da deli gibi güldüğüm için dolmuştu. Seyrettiğinizde hangi sahneden bahsettiğimi anlayacağınızdan eminim diyerek nokta koyuyorum bu mevzuya. 


Oh Mok Dan, Joseon halkının bağımsızlık savaşçılarından olan Damsari'nin kızıdır. Uzakdoğu sirklerinden birinde çalışır. Bir yandan ömrünü çocuk yaşlarda tanışıp yine aynı dönemde yitirdiği genç efendisine kavuşacağı günü düşleyerek geçirirken diğer yandan babası gibi Joseon'un bağımsızlığı için mücadele eder. Karakter bölümler ilerledikçe ufak tefek değişimler yaşasa da savunduğu şeylere sonuna dek bağlı kalmasıyla bolca takdir toplamıştır.


Rolü canlandıran Jin Se Yun'un '94 doğumlu olduğunu öğrendiğimde dibim düşmüştü. Oyunculuğunda göze batan bir terslik olmamakla birlikte tam manasıyla memnun kalmadım. Ne olduğunu kestiremiyorum ama birşey eksikti. Tecrübe demeyeceğim çünkü dizi geçmişi epey kabarık genç yaşta olmasına rağmen. Kendisine yıldızın parlasın diyor ve oyunculuk kariyerinde başarılar diliyorum.


Ve gelelim dizide epey ağırlığı olan bir diğer karaktere: Kimura Shunji. İsminden de anlaşılacağı gibi Japon uyrukludur. Lee Kang To'nun sıkı dostu olmasının yanında Joseonlu çocuklara öğretmenlik yapan sevimli mi sevimli bir insan evladıdır. Evladıydı daha doğrusu. Zira intikam uğruna Kimura Shunji'de aydınlık çağ kapandı, karanlık çağ başladı. Velhasılıkelam, seni ben Joseon'da terör estiresin diye mi sevdim? Bir bakıma etkileyici bir karakterdi. Diziyi seyreden herkesin gönlünde iz bırakmış olması muhtemeldir.


Karakteri canlandıran Park Ki Woong benden çok alkış topladı. Elimde olsa bi Emmy ödülü de verirdim ama kalmadı maalesef. Kendisini ilk defa bu yapımla tanıdığım için pişmanım bayanlar baylar. Yalan yok. Joo Won'u aştı performansıyla. Rolünü üstlendiği karakter de böylesini gerektiriyordu zaten. He, bu arada yandaki kareyi ben yakaladım. Fazlasıyla karizmatik bir duruşu vardı. Karşı koyamadım. Nasıl? İyi yapmış mıyım? 


Dizide etkisini hissettiren bir diğer karakter ise Ueno Rie. Yaşadığı birtakım talihsizliklerden ötürü gisaeng olmaya karar vermiş bir Joseonlu iken güç sahibi bir Japon tarafından evlatlık edinilmiş, böylelikle kendisi de gücü her şeyin üzerinde tutan biri haline gelmiştir. Bu yapımdaki birçok karakter gibi Ueno Rie de ilerleyen bölümlerde seyircileri şaşırtacak hamleler yapacak. O yüzden bu tanımlamaların sadece bir yere kadar geçerli olduğunu unutmamanızı tavsiye ederim. Sonra " Vay efendim sen bize böyle böyle demiştin de o değişik çıktı " gibilerden sitemlerle kapıma gelmeyin. 


Ueno Rie rolüyle Han Chae Ah izleyicide Oh Mok Dan'dan daha fazla etki bırakmıştır diye düşünüyorum. Hatalıysam ara: 05XXXXXXXXX. Karakterin güçlü yönlerini olduğu kadar zayıf taraflarını da çok iyi yansıttı bence. Velhasılıkelam, göz dolduran bir performans sergiledi Bridal Mask süresince. İsabetli bir seçim olmuş. Kim teklif götürdüyse aferin ona.


Bu da benim dizideki adamım: ♥Katsuyama♥ Ergen hallere büründüm sayesinde. Karizma sade paçalardan değil saçlardan da sızıyor arkadaşlar. Karşı koyamadım haliyle. Öhöm! Ciddiyeti ele alalım fazla uzaklaşmadan. Katsuyama, Ueno Rie'nin koruyucu meleği rolünde dramada. Yirmi sekiz bölümde toplasanız beş dakika ya konuşmuştur ya konuşmamıştır fakat kim takar? Duruşu yeter. Cıvıtacağım ben galiba. En iyisi kısa keseyim. Karaktere hayat veren Ahn Hyung Joon'un işi karizmatik duruşunu korumaktı. Bunu da gerek mimikleriyle gerekse hareketleriyle başarılı bir biçimde gerçekleştirdi. Kendisini bol replikli bir rolde görmek isterim şahsen. Yeterince açık mıyım yapımcılar? 


 Ve assolistler en son çıkar diyerekten yazının sonuna sakladığım bombayı patlatıyorum: Shin Hyun Joon. Dünyanın bütün ödüllerini sunun ona. Verin eline. Yetmezse doldurun kucağına. O da olmadı evine döşeyin. Ne yaparsanız yapın ama ödülsüz bırakmayın bu şahsiyeti. Demem o ki o nasıl rol yapmaktır? Aklım başımdan gitti. Öyle ki üzerinden onca zaman geçmesine rağmen arıyorum. Bulan olursa bir zahmet... 


Onlarca filmde rol almış. Bir o kadar dizide oynamış. İnsan bir kere bile denk düşmez mi? Yok yok yok! Saçımı başımı yolasım geldi de zor tuttum kendimi varlığından bu kadar geç haberim olduğu için. Lee Kang San rolünde seyrettiğimden beri Bridal Mask'te kendisini unutamıyorum arkadaş. Lee Kang San demişken, karakter Lee Kang To'nun bağımsızlık savaşçısı olduğu için Japonlar tarafından işkence görürken delirmiş abisidir. Kardeşine olan koşulsuz sevgisi göz yaşartıcı boyuttadır. Dizi senaryosunun en vurucu kısmı kendisine ayrılmıştır. Yetmezmiş gibi sergilediği performansla etkiyi üçe, dörde hatta yüze katlamıştır. O kadar da iddialıyım. 


Şimdi farkettim de tanıtım işini biraz abarttım galiba. Toparlayayım o halde. Bunca şey yazdım fakat Bridal Mask'in yüzde beşini bile anlatamadım. Yirmi sekiz bölüm boyunca insanı peşinden sürükleyen bir diziyi hakkını vererek anlatmanın kolay olmadığını düşünüyorum. Üstüne bir de spoiler vermeme kaygısı eklenince ancak bu kadar oluyor. İdare edin demiyorum. İzleyin ve etkiyi birinci elden hissedin diyorum. Benden bu kadar. 

PS: Aksi belirtilmedikçe fotoğrafların tüm hakları KBS ye aittir.